Salı, Haziran 20, 2006

Ararken

madde dünyası kendi bedenimiz dışında var olan herşey ile etkileşimde bulunduğuz ve herşeyliğin görünmez bağlar ile birbirine bağlandığı yapıdan oluştuğunu düşünürsek, insan maddi dünya içerisinde yeryüzü duruşunu arar. insanın iç dünyası ise dıştaki tüm varoluşların dışında kalan sadece ve yalnızca insan'ın kendi içinde varolan gerçeklik veya gerçek üstülüktür. sadece kişi tarafından deneyimlenen ve dışarıdaki bireylere hiçbir zaman tam anlamıyla anlatılması mümkün olmayan bir kainattır. bu iki gerçeklik, iki dünya, hiçbir zaman tek başına yeterli olmaz. ancak gerçek anlamda iki dünyayı birden aynı anda yaşayan, her iki dünyayı da vücudunda birleştiren insan, "insan" kelimesinin içinde saklanmış olan sırra doğru yola çıkar. "insan" olabilmek için iki dünyanında bir olması gerekliyken insanın kendini anlayabilmesi için her iki dünyadan çıkması gerekir. erime ve katılaşma sürecinde yaşanan dönüşüm, iyi bir çelişki ve imkansızlık içerisinde oluşan yenidir, süreç sürekli kendini tekrar eder, bu yüzden herşey aranılan bulunana dek tekerrürden ibarettir. bulunanın ne olduğu ise kişiden kişiye farklı görüntüler ile değişirken özde aynıdır. şekillerden arındırılmış insan düşüncesi yavaş yavaş latifleşirken, sahip olduğu içrek potansiyeli de açığa çıkarır. ve zaman geçer, gün biter. kıvamının en üst noktalarına ulaşır. herşeyi yapmış olsa da hep birşey eksik kalır. sen neredesin ?gizlerken açıkladın beni, açıklarken gizledin. sen diye diye ben benden ahir oldum. şimdi neredeyim ?

Yeni Dünya İnsanı

Dünyamız'da sahip olduğu astrolojik geçmişte artık balık burcunun sonlarına ve kova burcunun başlangıcına gelinmiş, ve kova burcu etkisinin temel özellikleri tanımlamada Marielle Clavel'e kulak verdiğimizde geleceğin (aslında yakın) insanın morfo-psikolojisi hakkında ipuçları vermekte, ve doğacak olan çocukların...
"Uranüslü, tüm heyecansal kudreti, tüm duyusal biçimleri reddederek, temelde objektif olmayı istiyor. Bütün kabul edilen fikirleri aşıp geçmek ve tamamen anlaşma dışı orjinal bir stil meydana getirmek istiyor. Bu anlamda, önce teorileriyle yenilikçi ve hazırlayıcı olarak davranır. Disiplin altına aldığı tüm güçleri, bir tek amaca, bir tek ihtirasa, benzersiz bir ciddiyet ve yoğunlukla yöneliktir.Eğer uranüslünün yüzünde gergin çizgiler ve sinirli bir ifade ortaya çıkıyorsa, bundan dolayı tartışmalarında belirli bir sertlik, çevresinde soğuk bir gerekircilik havası ve tek bir arzuya yönelik mutlak bir istikamet görülebilir. Bazen fanatik bir tutuma da girebilir."
Bu kova burcu devresinde, "kendi bedenindeki enerjiyi hisseden, heyecansal karışıklıklarını düzenleyen, eylemlerinin sorumluluğunu üstlenen ve kendinde herşey gibi mevcut tanrılık şuur ile temasa geçmeyi öğrenen kimseler, kova burcuna hızlı uyum sağlayabileceklerini" söylüyor Dinamik Astroloji uzmanı Olivier Clouzol

Vazife

Günümüz dünyasına bir göz attığımızda İnsanlık tarihinde şu ana kadar sahip olunmuş (Gelişmiş: üstün teknoloji anlamını içermemektedir.) en gelişmiş teknolojik imkanlar içerisinde olduğumuzu rahatlıkla gözlemleyebiliriz. Bu herşeyi yapabilme imkanı Ahir Zamanların’da bir tam bir betimlemesidir.

Yaradan varoluşu müspet ve menfii yönleri ile yaratamış, tekamül etmek üzere dünya’ya bedenlenen ruh varlığına da insan demiş ve seçme özgürlüğünü vermiştir. Seçim sonucunda olaylar neden-sonuç prensiplerine bağlanmış ve bu doğrusal olmayan eylemler zincirine de kısaca kader denilmiştir.Tekamül sürecinde insanlık belirli bir noktaya ulaşmıştır. Ne yazık ki günümüzde üretilen negatif enerji yükselmiştir.

Türk toplumu mevcudiyetinin her döneminde Yaradan’a hizmette görev almış bir millettir. Son sancağı Osmanlı İmparatorluğu taşımış mutlak birliği geçici bir süre zarfında da olsa kurmuştur. İç yozlaşmalar, politika, siyaset ve iktidar savaşları nedeniyle temsil yetkisini kaybetmiş bu bayrak ellerinden alınmıştır. Günümüze geldiğimizde görevli bir toprak parçası olan Türkiye geçmişinde ecdadının başardığı hakikat doğrultusundaki ışığı aynı frekansta yakalayabilecek gücü gösterebilir ve çağdaş normlar ile birleştirebilirse (ki mevcut olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur) bayraktarlığı eline alıp medeniyet liderliğine soyunması olasıdır. Kim bilmeye ve bilgiye değer verirse o kazanır sözü bir ilahi yasadır, davasının hak veya batın olması bu yasanın işlerliğini değiştirmez.

Muhtaç olduğu kudreti damarlarında hisseden her Genç Türk evladı, Atalarının geçmişi ile Övünmeli, çağdaş ve müsbet bir dünyanın inşaasında göreve talip olmak üzere hakikat ile çok Çalışmalı ve Yaratıcısına Güvenmelidir.

Sema Eden Lale

Işıkla Yazılsın Adım Sonsuza

“Yaradan ile aşık mı atacaktım ? Ben olanaksız olanı istemek yerine, mümkünün alanını tüketmeyi yeğledim hep. Kafamda hep olabilir olanın kırılma ve yansımalarından oluşan prizmalar yaratmaya başladım. Unutma ki, düşüncelerinin içinde bölündüğün kadar, parçalanırsın. Ve eğer kafanda oluşan esin susinekleri gibi deviniyor ve sen bunları bir araya getirip, ana düşünceyi yaratmıyorsan, düşünsel serserilik yapmaktan öteye gidemezsin. Hayatın sınırlılığı, evrenin sonsuzluğunu kavramaya yetmez. Bu yüzden, Yaradan’ın yorumu üzerine savaşmak, onu herkesten daha iyi anladığını iddia etmek anlamsızdır. Yapıtların da doğayı idare eden yasaları çok iyi kavramış olduklarından dolayı, o denli heyecan verici bir iç kütleye kavuşturabilmişlerdir. Var olmayanı yaratabilmek için tanrısallık gerekiyordu. Halbuki ben bir ölümlüydüm ve tanrısal olan yegane yeteneğim usumda gizliydi. Tek silahım oydu. Onu sürekli yeni bilgi birikimleriyle beslemem gerekliydi. Sana direnen durağan düşünce kalıplarını aştın mı, elde ettiğin ödül “çözüm” olur. Planı kurduktan sonra herşey olanakları zorlama serüvenidir yalnızca.”

Mehmet Coral - Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım adlı kitaptan bir alıntı

Fuad

kalb öncesi zamanlar vardı ,... sonra mucize gerçekleşti , kalbin oluşum süreci tamamlandı , emir geldi ve kalp atmaya başladı , o ilk darbe anı ve hareketin başladığı hayat noktası "fuad" ile sarsılır cisim ,.. gücü vardır , sesi vardır , ritmi vardır , ... kalb hayata hevesle , tüm gerçekliği ile başlar , ... Hızlanmalar , yavaşlamalar , heyecanlar , korkular , aşklar , mutluluklar , hüzünler , müzik , coşkular , keskin şoklar , gider bozuklukları , yetmezlikler , hastalıklar , durma ve yeniden başlamalar ...Derken cisme gelen sinyal ve durma anı , fuad... en küçük sonsuzluktan en büyük sonsuzluğa , yokluktan varlığa kainatı başlatır , ... fuad ... , orada ne son ne ilk olmak tariflenemez , mutlak varlık yegane gerçekliktir , kalb öncesi , kalb anı ve kalb sonrası sorularını kendime sormaktayım , ... kalbin kırıldığı an vardır ki , o hayat noktasında fuad'dan kırılır , kalbin en mutlu olduğu an fuaddır. Fuad ile görür , duyar , dokunur , tadar , koklar , sever , gariplikleri sezer , hissederiz . Ve fuad ile düşünürüz , yeteneklerimiz ve hatta hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz yeteneklerimizdir fuad , mantık kalbimizde şekillenir ve nasibimiz ölçüsünde acımasız veya sevgi dolu olabilir.Bu müzikler , insan ve insan dışında bilinen , bilinmeyen ve hiçbir zaman bilinmeyecek olan , ya da ileride keşfedilecek canlı cansız her nesnenin özündeki eksiklikleri tamamlamada karşılıksız hizmetkar olan fuad özlemi ile insanlık hayaline armağandır... Erkan Oğur - Fuad adlı albümün kapak yazısı

Fardipli Sinha

"sen hala teşvik bekleyen acemi bir inisiye gibisin. hala iman cevherinin özünü kavrayamamışsın. galaktik yönetim merkezinin ilham kanallarından sana aktarılan bilgilerden emin değilsin. oysa siz insanlara verilen akıl, herhangi bir çıkar olmadan da saf bilgiyi kavrayacak ve talep edecek donanımda. siz nefsin bir yansıması olan zeka ile evrensel aklın yansıtıcısı ve bilgeliğin kaynağı olan aklı birbiriyle karıştırıyorsunuz. sizler yaratıcıyı, size sağladığı çıkarlar ölçüsünde seviyorsunuz. oysa o size verdiği rütbe ve değer gereği sizden karşılıksız sevgi bekliyor."